HALAÇ TÜRKLERİNDE DÜĞÜN TÖRENİ
VE
ESKİ TÜRK İNANÇLARININ İZİ[1]
Yazan: Ali Asgar Cemrâsî
Halaççadan Çeviren:Prof.Dr.Semih Tezcan
Önsöz
Bugün Halaç Türkleri, İran toprağında Tahran şehrinin güneybatısında, yani Kum, Aştiyan, Ferahen, Tefreş ve Save bölgelerinde otuz beş bin nüfustan fazla, altmış köyde yaşamaktadır ve Halaç lehçesinde Türkçe konuşmaktadırlar. Bunlar bir eski ve kadim kültüre sahiptir.
Halaç Türklerinden:
1) İlk önce bahseden büyük Türk sözlükçüsü Kâşgarlı Mahmut’tur (Mauhmūd al-husayn al-Kāşġarī).
2) İkinci olarak yazan Vladimir Minorsky, 1917’de Halaçlardan malzemeler toplamıştır. Bu malzemeleri, ancak 1940’ta yayımlamıştır.
3) Üçüncü araştırma yapan Muhammed Muḳaddem’dir. O, Halaçlar ve Halaç dili üzerine araştırma yapmış ve malzemelerini 1950’de yayınlamıştır.
4) Prof. Gerhard Doerfer ve öğrencisi Prof. Semih Tezcan Halaç Türkçesi hakkında pek çok çalışmış ve Halaç dilini yeniden keşf etmişlerdir.
5) Gerhard Doerfer ve öğrencileri 1967’de Halaç Türkçesini araştırmak için Halaç bölgesini dolaşmışlar ve bu dili yakından araştırmış ve malzeme toplamışlardır.
6) Doerfer ve Tezcan’ın araştırmalarına göre Halaççanın fonetiği ve söz varlığı, pek arkaiktir, eski biçimiyle yaşayan bir Türk dili olduğu anlaşılıp ortaya çıkmıştır.
Şimdiye kadar hiç kimse Halaç halkı kültürü hakkında araştırma yapmamış ve bu konuda malzeme kaydetmemiştir. Bunun için halkın yazılmamış inançları günden güne hatırlardan çıkıp, kaybolup ortadan kalkmaya başlamıştır.
Bir milletin varlığı kültür sermayelerinin yaşatılmasına bağlıdır. Bu makaleyi hazırlayan Ali Asgar Cemrâsî, bir süreden beri bu sermayeleri, yani halk geleneklerini derlemeye ve kaydetmeye başlamıştır. Bu sermayelerin birisi Halaç Türklerinde düğün törenidir, bu törende Halaç Türklerinin bazı gelenekleri şimdiye kadar el değmedik biçimde kalmıştır, eski Türk geleneklerinin izleri de bu âdetlerde iyice bellidir.
Bu makale, son yüz yılda (1910-2010) Halaç Türkleri arasında bulunan evlenme töreni örf ve âdetleri hakkında, Talhâb köyü Halaç lehçesinde, saygıdeğer bilim adamlarına bilgi vermektedir.
Anahtar kelimeler: kız, oğlan, düğün, damat, gelin, inanç, tören, çeyiz.
Giriş
BİRİNCİ BÖLÜM
Halaç Türklerinde oğlanı evlendirmeden önce bir kısım işlerin yerine getirilmesi gerektir, tâ ki evlenmenin düğümleri bir bir açılıp iş sonuca ulaşsın. Bu düğümler şunlardır:
1) Evlenmenin zamanı ve yaşı
2) Kız görmeye gitmek (görücülüğe gitmek)
3) Kız istemeye ve elçiliğe gitmek
4) Kesim biçim veya kebin kesmek (söz kesme)
5) Şerbet içmek
6) Nişan qomaq
1) Evlenmenin zamanı ve yaşı
Aile kurmanın ve evlenmenin Halaç halkı inancında çok yüksek yeri vardır. Bundan altmış yıl önce anne baba kendileri çocuklarına eş seçerlerdi, ama bu günlerde oğlan ne zaman erginlik çağına gelirse ve yüzünde sakal çıkarsa, ana baba kız bulmaya çalışır. Bu nedenle kız da her ne zaman erginlik yaşına gelirse onu kocaya verirler.
Günümüzde oğlanların evlenme yaşı, tahmini olarak 17-22, kızlarınki de 14-20 yaşlar arasındadır. Fakat okula giden gençlerde evlenme yaşı bir az yüksektir.
2) Kız görmeye gitmek
Oğlanın ailesi bir kızı belledikten sonra kendi kendilerine ilk defa kızı görmeye karar verirler. Bunun için oğlanın annesi, halasıyla veya teyzesiyle bir şey bahane bulup kızı görmeye kız evine giderler. Mesela kız ailesine derler ki: “Bir şey ödünç almaya geldik” veya “Burdan geçiyorduk, size de bir uğrayalım dedik”.
Onlar belli etmeden (gizliden) kızın iyi ahlaklı oluşunu göz altına alıp ve kızın hal ve hareketlerine dikkat ederler.
Bu arada, kızın annesi bunların niyetlerini anlar, bunların kızı görmeye geldiklerini bilir, onun için kızına “Konuklara çay getir” der.
Bu yolla görücüler kızı görürler, onu iyice incelerler, eğer kızı beğenirlerse birkaç gün sonra, oğlan evi, büyüklerini elçiliğe gönderir.
3) Kız isteme ve elçiliğe gitme
Oğlan ailesi, kız hakkında kavim, komşu, dost ve yakın akrabalar tarafından gerekli bilgileri topladıktan sonra kız evine elçi göndermeye karar verir.
Önce görmüş geçirmiş bir kadın aracılığıyla kız evine elçi göndereceklerine dair haber verirler, sonra elçilik gününü ve saatini belirlerler.
Halaç halkının inançlarında cuma ve cumartesi günü elçiliğe gitmek iyi bilinir, ama ayın ikisi, ay akrep kıskacında [2] və bayrama kırk gün kala (qarru kofkufu) elçiliğe gitmek iyi bilinmez.
Elçiliğe gitme vakti kışın akşamdır, mevsim yaz ise, öğleyin veya ekin biçiminden sonra gidilir.
Halaç Türklerinde oğlanın anne ve babasıyla birlikte büyükbaba, dayı, amca oğlu da elçiliğe gider. Elçiler, kız evine ulaştıklarında “Bir hayır işi için geldik” derler.
Halaçların âdetine göre elçiler, odanın alt köşesinde veya kış günü ise kürsünün[3] kapıya yakın tarafında otururlar.
Hal hatır sorulduktan sonra oğlan tarafından yaşlı ve iyi konuşan birisi tatlı dille “Allah’ın emri ve Peygamber’in kavliyle kızınızı istemeye geldik” veya “Oğlumuzu damatlığa kabul ettirmeye ve kızını istemeye geldik” der.
Eğer kız evinin niyeti kız vermemek ise, sürekli dillerini çiğneyip (lafı dolaştırıp) bahane bulurlar. “Bakalım nasıl olur, kime kısmet olur” ve “Gidin, çarşamba günü gelin” gibi sözler söylerler.
Halaç halkı inancında çarşamba günü iş sonuçlanmaz, bu düğüm açılmamış olur. Ama kız evinin yaşlıları (büyükleri) eğer bu evlilik ilişkisine niyetli iseler, “Hayırlı olsun, gidin birkaç gün sonra gelin” derler. Sonra elçilerin ayakkabılarını döndürüp çift ederler.
Kız evinin “Mühlet verin büyüklerimizle bir araya gelip (toplanıp) konuşalım, o zaman haber veririz” demesi imkanı da vardır, sonunda oğlan evi kız evinden ayrılır.
Bu birkaç gün içinde kızın ailesi, oğlanın durumu, hareketleri, huyu, işi ve yaşayışı hakkında bilgi toplar.
Bilgi toplama kimi zaman 2 veya 3 günde biter, kimi zaman da 15 güne kadar devam eder. Eğer kız evinin cevap vermesi uzarsa, oğlan evi, kız evine gelir, kız evinin kararını sorar.
Eğer kız ailesinin kızını vermeye gönlü yoksa “Kızımızın yaşı küçüktür”, “Okula gidiyor”, “Borcumuz var, düğün yapamayız” gibi on türlü bahane icat edip söylerler.
Ama eğer kız evinin cevabı olumlu olacaksa, yani kız vermeye gönülleri olursa, tavır ve davranışlarından belli olur.
Cevap aldıktan sonra bir kez daha oğlanın yakın akrabalarından anne, bacı, hala, amca,... kız evine gidip, birlikte şeker, nebat şekeri, yağlık (başörtüsü) ve ayna götürürler. Bu gelip gitmelerden sonra oğlanın büyükleri, kız ailesiyle kesim biçim vaktinin ve gününün belirlenmesini kız evinde konuşurlar.
4) Kesim biçim veya kebin kesmek (söz kesme)
Ailelerin konuşmasından sonra kız ailesi ikna olup kızını vermeye razı olur, bu rıza gösterme söz kesme veya kesim biçim akşamı tespit olur. Oğlan tarafından büyükler bir akşam kesim biçim dolayısıyla kız evine toplanırlar. Onlar bu akşam kızın kebinini (nikâh güvencesini) ve başlığını belirlerler.
Kız ailesi mesela der: “Ben kızın kebini (nikâh güvencesi) olarak iki yüz tümen para ve başlığı olarak da bir çuval un, bir yük buğday, beş batman şeker, on batman pirinç, üç batman leblebi, iki batman kuru üzüm, bir batman sarı yağ (tereyağı) ve bir adet boynuzlu erkek oğlak (qirqim) istiyorum,” der
Oğlan ailesi de yumuşak yumuşak (tatlılıkla, alttan alarak) çene çalar (karşılıklar verir), sonunda bir yerde uzlaşırlar ve söz verip karar keserler, bu yüzden bu işe “kesim biçim” veya “kebin kesme” derler.
5) Şerbet içmek
Kesim biçimden sonra sıra şerbet içmeye gelir. Bu merasime oğlan ailesi tarafından yakın akrabalar, komşular ve ailenin büyük erkekleri davet edilir.[4] Konuklar belirlenmiş bir künde öğleden sonra oğlan evine toplanırlar, sonra yola çıkılıp kız evine gidilir.
Kız evinde konuklar oğlan evinden getirilmiş şeker ve çayla ağırlanıp ardından herkese bir avuç leblebi - kuru üzüm verilir. Konuklar kız evinde çay ve şerbet içtikten sonra “Allah mübarek etsin, yüz yigirmi yıl birbirleriyle hoş yaşasınlar” derler.
Şerbetten sonra kıza “gelin” ve oğlana “bey” veya “küreken” denir.
Şerbetten birkaç gün sonra oğlan evinin, en yakınları kız evine gidip nişan merasimi düzenlemeyi ve nişan giyimlerinin ne zaman, nasıl alınacağını konuşurlar. Onlar kendi aralarında uygun bir karar koyup nişan gününü belirlerler.
6) Nişan merasimi
Kesim biçimden sonra oğlan ve kız evi arasında yakınlaşma son derecede artar. Aileler yavaş yavaş nişan merasimini düzenlemeye hazırlanırlar.
Bundan elli - altmış yıl önce Halaç halkı nişan merasiminde şu tedarikleri (susat) hazır edermiş: Bir iki batman leblebi - kuru üzüm, bir parça beyaz büyük yağlık (başörtüsü), bir parça çarşaflık (kadın üst giyimi), eteklik (qirqirə, hətək), kelle şeker ve çay.
Damat evi tarafından nişana, şerbet törenine gelen erkeklerin hanımları davet edilir. Konuklar önce damat evine toplanıp, sonra birlikte yola çıkarlar. Tedarik edilen şeyleri üç siniye yerleştirdikten sonra, damat ailesi yakınlarından üç hanımın her biri, üstü kırmızı ipek örtüyle (maldıyu) örtülmüş sinilerden birini başına alıp grubun önünde kız evine doğru hareket eder. Bu merasimde de konuklar gelin evinde çay ve bir avuç leblebi - kuru üzümle ağırlanır.
Nişan merasimi Halaç halkı arasında çoğu zaman öğleden sonra veya akşam düzenlenir.
Nişanlılık döneminin birkaç hafta, birkaç ay veya bir yıl sürmesi mümkündür. Bu dönemde oğlan evi tarafından en azından iki kez geline armağan (pay, şīrīnī) gönderilir. Bu armağanların birine çillə çərəzi, öbürüne ayudluq “bayramlık” derler.
Çille akşamı oğlan evi tarafından kız evine bir sinide yedi çeşit çerez, yani: kuru üzüm iğde, badem, erik kurusu, pekmez (şirə), karpuz veya turş üzüm[5] gönderilir.
İkinci armağan da bayramlıktır (ayudluq). Nişanlılık dönemi eğer nevruz bayramına denk gelirse, damat evinden geline bayramlık, yani: çamaşır etek ve yağlık (başörtüsü) bir el[6] de yumurta gönderilir. Bayramlık merasimi hatrımıza şu şiiri bizim getirir:
Bayram öncesi başlar üstünde armağan gider idi,
Nişanlı kız sakin sakin bakar idi,
Bayramlığını (ayudluq) güle güle alır idi.
Korkardık ki, yel örtüyü (maldıyu) kaldıra,
Yağlık (örtü) altında tedarikler görüne.
Halaçlar içinde nişanlıların birlikte bulunmalarına ve birlikte gezmelerine izin verilmez.
[1] Bildiri metninin orijinaliyle çevirisinin karşılaştırılarak okunabilmesi amacıyla kimi yerde Halaçça cümle yapısını korudum. Böylece Halaççanın öğrenilmesine, dolayısıyla Halaçça araştırmalarına katkı sağlamak istedim. Bu tutumumu göz önünde tutarak okuyanlar, Türkçe metindeki aksamaların bu yüzden ortaya çıktığını anlayacaklardır. (Çeviren)
[2] Halaççada, Farsça deyim kullanılarak qəmər dər əġrəb ‘ay akrepte’ veya Azerbaycan Türkçesindeki karşılığına koşut olan üç kün boġanaq ‘üç gün fırtına’ deyimiyle adlandırılan konstelasyon. Gökyüzünde ay’ın yıldızlardan oluşan bir akrep kıskacı içinde kalmış gibi göründüğü bu konstelasyon, ilkbahar başından sonbaharın başına kadar her ay bir kaç kez ortaya çıkar. (Çeviren)
[3] İran’da kırsal kesimde ısınma amacıyla odanın ortasındaki çukura, içinde kor haline gelmiş ateş bulunan leğen biçiminde madeni bir kap konur, üstü kapakla kapatılır. Üzerine kürsî adı verilen, alçak ve genellikle yuvarlak yemek masası, ortası, ateş dolu kabın bulunduğu yere denk gelecek şekilde yerleştirilir. Masanın üzerine kalın ve büyük bir yorgan serilir. Masanın çevresinde, yerde oturanlar bacaklarını yorganın altına uzatarak ısınırlar. Evlerde ısıtılan başka bir yer olmadığından insanlar, geceleyin bu örtünün altında uyur. (Çeviren)
[4] Sorum üzerine yazar, bu törene sadece erkeklerin katıldığını bildirdi. (Çeviren)
[5] turş üzüm, kuru üzümü sulandırılmış sirke içerisinde bırakarak yapılan bir tür konserve. (Çeviren)
[6] bir el (Halaçça bi əl) “10 adet” demek olup yumurta, ceviz gibi şeyler için kullanılan sayımlık sözdür. (Çeviren)

